14 Mart 2015 Cumartesi

     Çocukluğuma gittim bu akşam Amasya'ya. Yalnız gitmedim ama çocukluk arkadaşlarım Nermin' ve Serpil'le gittim. Öğretmenlerimize ulaştık, arkadaşlarımıza ulaştık. Anılarımızı tazeledik siyah beyaz resimlerin olduğu fotografları inceledik durduk. Aaaa bu fotografta ki kim, aaa bu da kim? sorularıyla lacivert formalarımızın içine girdik bu gece. Ne kadar temiz ve saf duygularla arkadaşlık yapmışız dedik. O yıllarda arkadaşımız öl dese ölmez miydik? sevgimiz uğruna ailemizi bir taraf etmez miydik?etmedik mi? Sevince deli gibi sevip Orhan Gencebay dinlemedik mi? Yaşanan aşklardan evlilikle bitenler...sevipte evlenemeyenler...Bu gece biliyorum Nermin'de Serpil'de çok mutluydu. Yıllar sonra bir aradaydık. Nermin, mübtelası olduğu nargilesini bile aramadı. Ben kocama telefon açıp nasılsın ya da ben şuradayım buradayım demedim. Serpil'in alması gereken antibiyotiği olmasa o da kimseyi düşünmeyecek. Hadi bir çılgınlık... kızlar sizi Park Caddesine kahve içmeye götüreyim dedim. İkisi de hadi dedi. Yaaa ben böyle kafa denk arkadaş seviyorum. Sonuç Serpil'i eve gitmeye karar verdik ve onu Park Caddesinin ışıltılı neonlarını ve şıkır şıkır kızları erkekleri görerek evine bıraktık. Kahve içmeye gitmedik. Gitmedik ama istesek giderdik. "İstesek giderdik lafını pek tuttum." Babaannem kızım baskısız taşı yeller kaldırır derdi. Acaba bende baskısız taş mıyım? diye düşünmedik değilim. .Bilemem ben bu gece nefes aldım. Nefessiz kalmışım meğer. ne kadar nefesimi tutuşum. Meğer ben ne kadar zor durumday mışım?    Oh beee...Nefes aldım. Çocukluğuma gittim. Nefes aldım.                                                                                    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder